31 Aralık 2012 Pazartesi

Hadi bakalım...

 
Hayatımın en tuhaf senesiydi 2012.Hayatımdan gidenler,bana kalanlar,yeni gelenler,yeni tecrübeler,kazanılan kaybedilen onca şey...
Hepsi çok kesin çizgilerle anlaşıldı şu geçen yılda.
Hiç öyle,2013ten şunu bunu diliyorum,2012 şöyleydi böyleydi iyi ki bitti demiyorum.
Zamanda olan inat,yeryüzünde başka hiç bişeyde yok çünkü,çok iyi biliyoruz.
O ne derse,o!

Sadece içimden geçen,2012 kadar haksızlık,bencillik ve kötülükle dolu olmaması 2013'ün.
Ama tabi yine kendi bilir... :)
Her ne olursa olsun,hepiniz için bol bol 'sağlık'olsun efendim.!
Mutlu yıllar...

28 Aralık 2012 Cuma

Boşverin...


boynum yanıyor arada, birilerinin parmaklarını hissediyorum. ölümlerine üzülmediğim insanların ruhlarını rüyamda gördüm, bana kızıyorlardı. onların elleri mi dersiniz.. umarım öyledir, ya yaşayan eller olsaydı..

insanların dehşete kapıldığım hallerini anımsıyorum, acımasızlardı ve şimdi ben acımasız halimi kötülükten sayıyorum. yapmamalıyım.
sevgi hissetmiyorum, ne onlardan ne onlara.. bunun verdiği his şöyle; özgürsün!. ama sadece bir his, ruhun bedeninin içindeyken nereye özgürsün..

acı derini işler, derin için içidir. başkası onu asla bilmez, sen de zamanla unutursun. iç içe duvar doludur insanın ruhu, birini yıksa diğerine gücü kalmaz.
ondan diyorum daha kendinizi bilemezken, dışınızdakileri bildiğinizi sanmayın. birinin kaç kat içine inebilirsiniz, birini kaç kat içinize davet edebilirsiniz ki..boş verin, hayat nasılsa doldurur.


 

25 Aralık 2012 Salı

Dost nedir? dersen,Gözde derim sadece...

O kadar isterdim ki,gidip yanında olabilmeyi.
Manyak gibi kahkahalar atıp,bin defa iyi ki varsın! diye en mutlu halimizle tepine tepine dans edip,dünyaya gelişini kutlayabilmeyi.
Şartlar diyebiliyoruz ama biz biliyoruz ki biz bunun acısını fena çıkarırız.Hele bi bulalım birbirimizi...
Artık bazı şeyleri dillendirmemize gerek yok,bi bakış yeter bize.
Uzun uzun anlatmaya,anlaşılmaya da gerek yok.Bazen sessizliğimizde çözeriz iyiliği de kötülüğü de...
O benim en kıymetlilerimden.
Kendimi bildim bileli ilk aklıma gelenlerden.
Sıkışınca ilk sarıldığım,heyecanlandığımda ilk koştuğum,ağlarken aradığım ilk omuz,gülerken aradığım ilk göz...
Belki de beni benden iyi bilen,iyi gören,iyi hisseden...
Yani hayatımın her anında hep yanı başımda istediğim ilk insan.
Bunca zaman olduğu gibi bundan sonra da çok net...
Çok kıymetli işte çok...

Güzel arkadaşım benim,iyi ki doğdun sen.!
İyi ki her şeye rağmen yanımda kalan,bana bu kadar sabreden,bu kadar dinleyen ve en önemlisi beni bu kadar anlayan tek insansın.
Nice güzel yaşlara caniçi hep kol kola hep omuz omuza.
O kadar seviyorum ki seni,ne kadar biliyosun.
Mutlu yaşlar en kuzucanııım...!

24 Aralık 2012 Pazartesi

Odamızda ilk kez demleme çay kokusu :)

Tılsımını çözemediğim bi enstrüman varsa "ney"dir.Bi gizemi,bi sızısı var.
Biliyorum ki yalnız değilim,sizin de içiniz titriyor ney dinlerken...
Yani bazen Yansımalar'ı dinlemek lazım diyorum.


 

23 Aralık 2012 Pazar

Kafaları yemişken.

Ben diyorum ki,keşke her zaman sarhoş olduğum zamanlarda ki kadar güzel bakabilsem her şeye,herkese.
Hiç ayılmasam,hep öyle yüzümde o saçma sapan gülümseme,gözlerimde her an akmaya hazır yaşlarla dolaşsam.
Hep o kadar "tasasız" yaşasam...
Gerçekten güzel olabilirdi.
:)

21 Aralık 2012 Cuma


Her şeyin yarım kaldığını biliyorum şu sıralar.Aşk yarım kaldı,sevgi yarım kaldı,nefret bile yarım kaldı...
Başlayan hiç bişeyin hakkını veremedik.
Ne bitirebildik ne de tamamlayabildik.Ama öyle çok istedim ki en azından kendi payıma tamamlanabilmiş bişeyler olsun bu süreçte.
Olmadı,olduramadım.Onun cesaretsizliği benim cesaretimi bile alt etmeyi başardı.Kalbimin,aklımın bütün duygularımın önüne geçemediği bişey belki.Ötesi olmayan,sonu gelmeyen...
Ben kalbimde inandıklarımın hayatta öyle olmadığını görmeye o kadar alışmışken,görüyorum ki o kadar da alışmamışım.Kabullenmediğim çok şey var hala...
Ne olursa olsun içimde minik de olsa bişeyleri büyütmüşüm.
İstemsiz,özensiz belki ama önüne geçememişim....
Sadece şudur söylenebilecek,ne kadar zaman geçerse geçsin;benim bildiğimle onun bildiği bir.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Hepimiz "pamuk" gibiydik şu iki gün.! :))))

Hafta sonlarında ki hareket beni hafta içinde ki koşuşturmadan çok çok daha fazla yoruyo. İnanılır gibi değil.Yalan yok ben bilmezdim bu kadar enerjik bi insan olduğumu.Yerime oturmak nedir bilmez hallere geliyorum.Herkes şaşkın en az ben kadar "bu ne mutluluk ya baktıkça ben iyi hissediyorum.!" diyen dostlarım var sık sık.Duydukça da hoşuma gidiyo bu,enerjime enerji katıyo şaka maka.
Çiçek Pasajı nası güzel bi yermiş,ne güzel sohbetlere nedenmiş öyle.Yanında dostlarla deli gibi atılan kahkahaların en yakıştığı yerlerden biriymiş aslında.
Bu hafta sonu en güzelinden bi rakı keyfimiz vardı kocaman bi sofrada,sonrasında deli gibi dans edişlerimiz vardı...Sabahın ilk ışıkları vardı...
Buz gibi bi hava ama sıcacık gözler vardı.
Özetle harika bi zaman dilimi vardı şu geçen iki günde.
O kadar çok anı birikir ki bazı zaman dilimlerinde,kısacık da olsa geçen zaman aylara denk anı yaratır geçmişine.
İşte tam da öylesi bi anı bombası yaratabildik diyebilirim.
Hala düşündükçe tebessümden öte kahkaha seviyesinde mutluluklarım var.
Yaşananlar o gümbür gümbür dile getirmekten korkmadığım şey için sesimi azaltmış olsa da inatla diyorum ki içimden en sessiz halimle;iyi ki varlar.

 
PS:Fotoğraflar elime geçer geçmez hemen ekliyorum.Sabırsızım gerçekten :)

12 Aralık 2012 Çarşamba

Bu zamanların tadı da başka.Onda hemfikiriz tabi :)

En küçük zaman dilimlerinde bile harika hayaller kurabilirim ben.Kahve pişirirken,ellerime krem sürerken,nar temizlerken,ödevlerimi yaparken ya da...Dalar giderim öyle.Çok da severim bu işi.

En çok istediğim minik bi ev.Sadece benim zevkimle,benim isteklerimle var olan bi ev.
Öyle home style dergilerden fırlamış bi ev değil mesela.Hani nasıl demeli,yuva! evet tam kelime bu,yuva olabilecek bi ev.
Beyaz tahta bankları olan bi mutfak örneğin...
Kocaman puf puf lila kırlentleri olan beyaz pofuduk koltuklar olsun bi odada,o koltukların arkasından gelen sıcacık turuncu ışıklar olsun mesela...
Kapıyı açınca vanilyalı-kahveli mum kokusu gelsin burnuma.
O minicik evde kocaman bi kitaplığım olsun,o kitaplık ağzına kadar kitaplarımla dolsun.
Duvarlarımı en mutlu anlarımda yakalanmış ve o anlara dahil olmuş insanların fotoğrafları doldursun.Aralarda minik kuş resimleri dursun...
Gümbür gümbür müzik dinleyebileceğim harika bi ses sistemim olsun en önemlisi.

Çok özür dilerim en önemlisi o değil tabi ki."En önemlisi" o yarattığım sıcacık evde harika dost sohbetleri ve kulak patlatan kahkahalar olsun.
Annemle içtiğim kahvenin kokusu,babamla oynadığımız tavlanın heycanı olsun...
Ablamla fısıldaşmalarımız,miskinliklerimiz,sıkıldık biz hadi gidelim dediğimiz estim zamanlarımız olsun...

Biliyorum çok değil,kısa bi zaman sonra şu yaptığım listenin günlerime denk düşeceği zamanların geleceğini.
Şimdilik hayal olsun ama yaşarken vereceği keyfin değeri de en az bugünün hayali kadar kıymetli olsun...



Yaralar iyileşir iyileşmesine de,kırgınlıklar çaresiz...

 
 


"Birbirinize kızın,birbirinizle kavga edin,yumruk yumruğa yüzlerinizi parçalayın,gözlerinizi patlatın,kulaklarınızı koparın,saçlarınızı yolun,derinizi parçalayın,tekmeyle kemiklerinizi kırın. Yalnız ananızdan doğduğunuzda olduğunuz gibi kavga edin .Yalancı,ek bir araç kullanmayın.Mendil bile olmaz .Ama ne olur sakın bir insanı gönülce,gözce,dilce,ruhça kırmayın ."

Özdemir ASAF

7 Aralık 2012 Cuma

*Taksim deyip geçmem.En önemli denge alanım orası benim...

İstanbul'a geldiğim zamana çok lanet ettiğim zamanım var benim.Neden burdayım,ne işim var benim bu kadar uzakta diye başımı vuracak taş aramışlığım çok...
Çoğunu dillendirmem ama tahminlerden çok daha fazla.
Fazlaydı yani...
Artık iyi kiler önplanda.
Şöyle bi durup ölçüp tarttığımda keşkelerim kadar güçlü iyi kilerimde var.Hatta haksızlık yapmamam lazım,iyi kilerim çok çok daha fazla.

İşte yine öyle iyi ki dedirtecek dostlarla,iyi ki yaşıyorum dedirtecek bi gece olacak.
Onlar yine bana iyi gelecek,ben yine iyi ki gelmişim diye kendi kendime aferin Gülşah diyip mutlu edicem kendimi.Kat kat mutluluk yaratıcam kendime...

Koşturmacalar arasında aynı zamana denk düşebilmemiz hepimizinde orda olmak istemesinden.Birbirimize iyi geliceğimizi bilmemizden,mutlulukları çoğaltmayı sevmemizden...
Yani demem o ki,her şeyin karşılıklı olduğunu,birimizin iyiliğinin diğerini de iyileştirdiğini bilmemizden...

 

4 Aralık 2012 Salı

1 Aralık 2012 Cumartesi

Apar topar gittiğim zaman daha bi mutlu oluyorum.Her yere...

Bazen haksızlık mı yapmışım diyorum.Bunca zaman arama görüşme ama gün olsun bir araya geldiğinde kaldığın yerden devam et.
Her şeye.
Dalga geçmelere,kahkahalara,sohbetlere,söyleyip dinlemeye...

Böyle insanlar daha mı bi çekilir geliyo bana onu da bilemiyorum hiç...Sitem etmeden,o gün nasılsa onu yaşarken.

Geçmişim öyle değerli ki,kötü şeyler yaşamış da olsam hayatımın bi döneminde yer alan,emek verdiğim,paylaştığım,birlikte büyüdüğüm insanları hep ayrı tutuyorum.İstemsizce oluyor bu bazen ama evet oluyor.

Bir de istemsizce önüne geçemediğim bi durum daha var ki "gitme lütfen." diyenlere dayanamıyorum.

Dünden hatıra biraz mide bulantısı,bol miktarda baş ağrısı olsun.

Ama bana,güzel fazlaca hatıra,bol kahkaha,yine yağmurda sıçana dönme bahtı,"bu zamanda rakı içen hatun bulmak zor,bitanesin seen! iyi ki geldin iyi ki." cümlesiyle fazlaca şımartılmak kalsın...

"Hadi çık gel hemen." cümlesini de en sevimli cümle ilan ediyorum artık resmen.Onu da belirtmek isterim efenim :)

Dün geceyi dün gece yapan şarkıyıda ekleyip kayboluyorum.